22 Aralık 2014 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Kanal D'ye ''Bırakın Konuşalım'' cezası

20 Aralık 2013 / 16:09
Para Cezası
Nagehan Alçı'nın sunduğu ''Bırakın Konuşalım'' programı Kanal D'ye para cezası getirdi.
RTÜK, Kanal D'de 04- 07 Ekim 2013 tarihlerinde yayınlanan Nagehan Alçı'nın sunduğu ''Bırakın Konuşalım'' programında özel hayatın gizliliği ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle para cezası kesti.

İŞTE RTÜK'ÜN İNCELEMESİNE KONU OLAN BÖLÜMLER


04. - 07.10.2013 tarihlerinde yayınlanan söz konusu program içerisinde; eczacı olan, evli ve tek çocuklu iken yüksek lisans yaptığı dönemde bir üniversite profesörünün cinsel tacizine maruz kaldığını ve sonrasında eşi ile boşandığını ve profesörün verdiği rahatsızlıkların halen devam etmekte olduğunu ifade eden Seçil Gültekin programın konuğu olmuş ve konu programın uzman konukları Prof.Dr. Özgür Yorbik, iletişim ve yaşam koçu Pervin Vatansever, Av.Yıltay Günay ve gazeteci yazar Memduh Bayraktaroğlu eşliğinde tartışılmaya başlanmıştır.

04.10.2013
tarihinde gerçekleşen programdaki bazı diyaloglar aşağıda deşifre edilerek gösterilmiştir.

Seçil Gültekin'in Prof. İlerigelen'in bir başka kadınla ilişkisi olduğu ve kadının eşinin hocayı darp ettiği yönündeki -taciz konusuyla ilgisi bulunmayan- hocanın özel hayatını gözler önüne seren, iddia ve sözleri aşağıda deşifre edilmiştir.

Burada sunucunun Seçil Gültekin'i uyarmadığı, aksine bu iddianın ayrıntılandırılması için kendisine sorular yönelttiği izlenmiştir.

Seçil Gültekin'in, ilerleyen dakikalarda Prof. Barış İlerigelen'in kendisine aşık olduğunu ve taciz ettiğini söyleyerek sözlerini sürdürdüğü görülmüştür.

Programa telefonla katılan ve Prof. İlerigelen'i çok eskilerden tanıdığını, ailece hastası olduklarını söyleyen İnci Tuncel ise, Seçil Gültekin ve hoca arasındaki ilişki hakkında birebir bir şahitliğinin olmadığını, aslında hiç kimsenin olmadığını, bir bayanın çıkıp böyle bir şey ortaya attığını, bu bayanın hocayı, eşini ve hastanedeki meslektaşlarını taciz ettiğini, mağdur durumda olan kişinin hocanın kendisi olduğunu ileri sürmüştür:

07.10.2013
tarihli yayının bir bölümünde de aynı konunun irdelenmesine devam edilmiş ve Seçil Gültekin, Prof. Barış İlerigelen'in tecavüzüne uğradığı iddiasını aşağıdaki sözlerle ifade etmiştir:  

Seçil Gültekin: Cinsel saldırıdır.

Bu sadece cinsel saldırıdır, cinsel saldırıdır.

Çocuğum söylediğim gibi ben şahsın temiz bir duygusu olduğuna inandım Hoca olduğu için temiz bir duygusu olduğuna inandım Nagehan Alçı: Sana tecavüz mü etti?

Seçil Gültekin: Cinsel saldırının manası, ifadesi nedir?

TCK'nda bu yazılı.

Ben artık daha fazla bunu ifade etmek istemiyorum.

Nagehan Alçı: Ama Seçil, sevgili Seçil

Seçil Gültekin: Benim çocuğum uyumakta iken, benim çocuğum arka odada uyumakta iken ben böyle bir muamele maruz kaldım.

Sonrasında da bunun tehdidiyle uzun zaman yaşamak durumunda kaldım.

Benim psikolojim bozuldu.

Psikolojim bozuldu.

Nagehan Alçı: Seçil bir dakika bu söylediklerin hakikaten çok vahim şeyler.

Yani sen diyorsun ki kızın aynı çatı altındayken sana tecavüz etti.

Seçil Gültekin: Evet, bu kadar açık bir şekilde söylüyorum ve ben susturulmaya çalışıldım daha sonrasında.

Nagehan Alçı:
Peki Seçil,bir dakika siz evde ikiniz vardınız ve kızın içeride uyuyordu, yani senin evde. Peki niye senin evindeydi?

Seçil Gültekin: Ben bir aptallık yaptım.

Hoca bir kaset verdi, temiz duygusu olduğunu zannettim. Sürekli olarak üzerimdeydi.

Lütfen hocam dedim, o gün de kapıya kadar gelmiş, hocam yukarıya çıkın dedim.Zannetmiş ki, o zannetmiş ki, sanırım şöyle bir şey zannetmiş, tamam beni eve çağırdı..

bu tip vakalar, bu tip olaylar çünkü günümüzde o kadar bir takım ortamlarda artık rahat ki, ama ben değilim, ben bu yapıda bir insan değilim.

Nagehan Alçı:
Yani sana tecavüz ettiğini söylüyorsun.

Seçil Gültekin: Ve maalesef ben böyle bir durum ile karşı karşıya kaldım."

Daha sonra stüdyoya bağlanan Avukat Fırat Pektaş, müvekkiline yönelik bu iddiaları cevaplamıştır:

"Av. Fırat Pektaş: Tecavüz iddiası var şimdi karşı tarafın bu az önce söylediği.

Bu sadece burada iddiada kalmadı, bunu zaten Yargı'ya da taşıdı kendisi on yıl önce oldu diye.

Burada zaten herhangi bir dava açılmadı, bu zaten Yargı'ya intikal etmiş ve kapanmış bir meseledir.

Hemen sonra, tüm bu iddiaların merkezinde bulunan Prof. Barış İlerigelen'in cevap hakkını kullanmak amacıyla programa bağlanması sırasında, sunucu ile aralarında geçen ve yukarıda deşifresi sunulan tartışmada sunucunun kendini kontrol edemediği, öfkelendiği, sonrasında da "Hiç kimsenin bu programa çıkıp ukalalık yapmaya hakkı yok", "bu ne terbiyesizlik efendim" ifadelerini kullandığı görülmüştür.

Sunucu, sinirlendiği için iki program boyunca zaten bir ilerleme kaydetmemiş olan bu konuyu beş dakika içinde sonlandırarak kapatacağını belirtmiş ve konuyu bitirmiştir:

Nagehan Alçı: Barış Bey bakın burada kaç tane izleyici var, onların adına soruyorum merak etmiyor musunuz bazı şeyleri?

Prof.Barış İlerigelen: Neyin adına soruyorsunuz?

Şimdi burada çıkmış bir tanesi, adli tıp kaydı var diyorum, bunu oturuyorsunuz yani adli tıptaki narsist kişilik, psikolojik problemler şunlar, bunlar olan bir kişiyi alıyorsunuz yayınınıza, ondan sonra benimle ilgili olarak oturup benden cevap vermemi istiyorsunuz.

Nasıl bir şey bu ya?

Nasıl bir yayıncılık?

Ben katılma gereğini duydum, nasıl bir yayıncılık bu?

Nagehan Alçı: Yani şunu mu söylüyorsunuz?

Bütün..

Barış Bey lütfen biz sizin cevap hakkınıza saygılı olduğumuz için telefona bağlamak istedik.

Siz burada durup da bize hakaret mi edeceksiniz?

Prof.Barış İlerigelen: Ne cevap hakkı?

Benim cevap hakkım yok! Mağdur olan kişi benim. Mağdur olan kişi 20 kişi, kendi kızı dahil olmak üzere..

Nagehan Alçı: Bakın lütfen, belli bir sınır içinde kalalım. Bakın Barış Bey, burada herkes sınırlarını bilecek.

Prof.Barış İlerigelen: Ben o zaman kapatıyorum, beni dinlemeyecekseniz kapatıyorum Nagehan Hanım.

Nagehan Alçı: Efendim ne yapıyorsunuz ya, bize hakaret etmek için mi aradınız? Yani burada kimse profesörmüş, şuymuş buymuş diye kanunların üstünde değildir.

04-07.10.2013 tarihlerinde yayınlanan 'Bırakın Konuşalım" adlı programlar bütün olarak değerlendirildiğinde; Seçil Gültekin'in ileri sürdüğü iddialar nedeniyle Barış İlerigelen ve Şennur İlerigelen adındaki karı kocanın kimliklerinin sunucu müdahalesine rağmen afişe edilmesinin önüne geçilemediği izlenmiştir. Ayrıca sunucunun adı geçen kişilerin cevap haklarını kullanmaları için yaptığı çağrıların, her iki tarafın eş ve çocuklarının kendi çevrelerinde zor durumda kalabilecekleri ve onların da kişilik haklarının ihlal edileceği gerçeğini ortadan kaldırmadığı düşünülmektedir.

07.10.2013 tarihli yayında, Seçil Gültekin programa katılmaktaki amacının bu kişinin adının ve yaptıklarının ifşa olması olduğunu alenen belirtmiştir.

Karşılıklı tarafların birbirlerine, bazıları halen hukuki süreçlerini tamamlamamış olan, çok sayıda dava açtıkları görülen yayında, tarafların bu konuyla ilgili olarak iddia ve ithamlarda bulundukları, yayının bu anlamda bir kamu yararı da taşımadığı düşünülmektedir.

Cevap hakkını kullanmak için stüdyoya bağlanan Prof. İlerigelen, konuşması sırasında sözünün kesilmemesini istemiş, sunucu ise konuyu aydınlatabilmek için sorular sormakta ısrarcı olmuştur.

Tartışma Prof. İlerigelen'in telefonu kapatmasıyla ve sunucu Nagehan Alçı'nın profesörün bu tavrına sinirli bir şekilde söylenmesiyle sona ermiştir.
 
RTÜK, Nagehan Alçı'nın sunduğu ''Bırakın Konuşalım'' programının 04 - 07 Ekim 2013 tarihli bölümlerine, şahısları kimliklerini deşifre etmek suretiyle hedef alan ifadelerin, özel hayatın gizliliğine aykırı ve eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü aşağılayıcı olduğu gerekçesiyle para cezası kesti.

İŞTE RTÜK'ÜN O KARARI

Toplantı No: 2013/63

Toplantı Tarihi: 20.11.2013

Karar No: 127

Konu: 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendindeki; “… özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez.” hükmünün ihlali (KANAL D - DTV HABER VE GÖRSEL YAYINCILIK A.Ş.)

İnceleme ve Değerlendirme: İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın 24.10.2013 tarihli ve 3121 sayılı yazısı ve eklerinin incelenmesi sonucunda;

Bahse konu yayına ilişkin Uzman Raporunda;

Kanal D logolu medya hizmet sağlayıcı tarafından hafta içi her sabahları yaklaşık iki buçuk saate yakın bir süreyle "Bırakın Konuşalım" adlı bir güncel program yayınlanmaktadır.

Nagehan Alçı'nın sunumuyla, stüdyoda izleyiciler önünde, canlı olarak gerçekleştirilen programda; terk edilen, aldatılan, kardeşini, çocuğunu, yakınını arayan, şiddete maruz kalan, kişilerin sorunları ele alınmakta ve konular stüdyoda konuk edilen olayın kahramanları, görgü tanıkları ve uzman konuklar eşliğinde irdelenerek sorunlara çözüm aranmaktadır.

04.- 07.10.2013
tarihlerinde yayınlanan söz konusu program içerisinde; eczacı olan, evli ve tek çocuklu iken yüksek lisans yaptığı dönemde bir üniversite profesörünün cinsel tacizine maruz kaldığını ve sonrasında eşi ile boşandığını ve profesörün verdiği rahatsızlıkların halen devam etmekte olduğunu ifade eden Seçil Gültekin programın konuğu olmuş ve konu programın uzman konukları Prof.Dr. Özgür Yorbik, iletişim ve yaşam koçu Pervin Vatansever, Av.Yıltay Günay ve gazeteci yazar Memduh Bayraktaroğlu eşliğinde tartışılmaya başlanmıştır.

04.10.2013 tarihinde gerçekleşen programdaki bazı diyaloglar aşağıda deşifre edilerek gösterilmiştir.

Seçil Gültekin'in Prof. İlerigelen'in bir başka kadınla ilişkisi olduğu ve kadının eşinin hocayı darp ettiği yönündeki -taciz konusuyla ilgisi bulunmayan- hocanın özel hayatını gözler önüne seren, iddia ve sözleri aşağıda deşifre edilmiştir.

Burada sunucunun Seçil Gültekin'i uyarmadığı, aksine bu iddianın ayrıntılandırılması için kendisine sorular yönelttiği izlenmiştir.

(Raporun bu bölümünde deşifre metni yer almaktadır.)

Seçil Gültekin'in, ilerleyen dakikalarda Prof. Barış İlerigelen'in kendisine aşık olduğunu ve taciz ettiğini söyleyerek sözlerini sürdürdüğü görülmüştür.

Programa telefonla katılan ve Prof. İlerigelen'i çok eskilerden tanıdığını, ailece hastası olduklarını söyleyen İnci Tuncel ise, Seçil Gültekin ve hoca arasındaki ilişki hakkında birebir bir şahitliğinin olmadığını, aslında hiç kimsenin olmadığını, bir bayanın çıkıp böyle bir şey ortaya attığını, bu bayanın hocayı, eşini ve hastanedeki meslektaşlarını taciz ettiğini, mağdur durumda olan kişinin hocanın kendisi olduğunu ileri sürmüştür:

(Raporun bu bölümünde deşifre metni yer almaktadır.)

07.10.2013
tarihli yayının bir bölümünde de aynı konunun irdelenmesine devam edilmiş ve Seçil Gültekin, Prof. Barış İlerigelen'in tecavüzüne uğradığı iddiasını aşağıdaki sözlerle ifade etmiştir:  (Raporun bu bölümünde deşifre metni yer almaktadır.)

Seçil Gültekin: Cinsel saldırıdır.

Bu sadece cinsel saldırıdır, cinsel saldırıdır.

Çocuğum söylediğim gibi ben şahsın temiz bir duygusu olduğuna inandım Hoca olduğu için temiz bir duygusu olduğuna inandım

Nagehan Alçı: Sana tecavüz mü etti?

Seçil Gültekin: Cinsel saldırının manası, ifadesi nedir?

TCK'nda bu yazılı.

Ben artık daha fazla bunu ifade etmek istemiyorum.

Nagehan Alçı: Ama Seçil, sevgili Seçil

Seçil Gültekin: Benim çocuğum uyumakta iken, benim çocuğum arka odada uyumakta iken ben böyle bir muamele maruz kaldım.

Sonrasında da bunun tehdidiyle uzun zaman yaşamak durumunda kaldım.

Benim psikolojim bozuldu.

Psikolojim bozuldu.

Nagehan Alçı: Seçil bir dakika bu söylediklerin hakikaten çok vahim şeyler.

Yani sen diyorsun ki kızın aynı çatı altındayken sana tecavüz etti.

Seçil Gültekin: Evet, bu kadar açık bir şekilde söylüyorum ve ben susturulmaya çalışıldım daha sonrasında.

Nagehan Alçı:
Peki Seçil,bir dakika siz evde ikiniz vardınız ve kızın içeride uyuyordu, yani senin evde. Peki niye senin evindeydi?

Seçil Gültekin: Ben bir aptallık yaptım.

Hoca bir kaset verdi, temiz duygusu olduğunu zannettim.

Sürekli olarak üzerimdeydi.

Lütfen hocam dedim, o gün de kapıya kadar gelmiş, hocam yukarıya çıkın dedim.Zannetmiş ki, o zannetmiş ki, sanırım şöyle bir şey zannetmiş, tamam beni eve çağırdı..

bu tip vakalar, bu tip olaylar çünkü günümüzde o kadar bir takım ortamlarda artık rahat ki, ama ben değilim, ben bu yapıda bir insan değilim.

Nagehan Alçı: Yani sana tecavüz ettiğini söylüyorsun.

Seçil Gültekin: Ve maalesef ben böyle bir durum ile karşı karşıya kaldım."

Daha sonra stüdyoya bağlanan Avukat Fırat Pektaş, müvekkiline yönelik bu iddiaları cevaplamıştır:

(10.34) "Av. Fırat Pektaş: Tecavüz iddiası var şimdi karşı tarafın bu az önce söylediği.

Bu sadece burada iddiada kalmadı, bunu zaten Yargı'ya da taşıdı kendisi on yıl önce oldu diye.

Burada zaten herhangi bir dava açılmadı, bu zaten Yargı'ya intikal etmiş ve kapanmış bir meseledir.

(Raporun bu bölümünde deşifre metni yer almaktadır.)

Hemen sonra, tüm bu iddiaların merkezinde bulunan Prof. Barış İlerigelen'in cevap hakkını kullanmak amacıyla programa bağlanması sırasında, sunucu ile aralarında geçen ve yukarıda deşifresi sunulan tartışmada sunucunun kendini kontrol edemediği, öfkelendiği, sonrasında da "Hiç kimsenin bu programa çıkıp ukalalık yapmaya hakkı yok", "bu ne terbiyesizlik efendim" ifadelerini kullandığı görülmüştür.

Sunucu, sinirlendiği için iki program boyunca zaten bir ilerleme kaydetmemiş olan bu konuyu beş dakika içinde sonlandırarak kapatacağını belirtmiş ve konuyu bitirmiştir:

(Raporun bu bölümünde deşifre metni yer almaktadır.)

 (10.50.10-10.54.54)

(Raporun bu bölümünde deşifre metni yer almaktadır.)

Nagehan Alçı:
Barış Bey bakın burada kaç tane izleyici var, onların adına soruyorum merak etmiyor musunuz bazı şeyleri?

Prof.Barış İlerigelen: Neyin adına soruyorsunuz?

Şimdi burada çıkmış bir tanesi, adli tıp kaydı var diyorum, bunu oturuyorsunuz yani adli tıptaki narsist kişilik, psikolojik problemler şunlar, bunlar olan bir kişiyi alıyorsunuz yayınınıza, ondan sonra benimle ilgili olarak oturup benden cevap vermemi istiyorsunuz.

Nasıl bir şey bu ya?

Nasıl bir yayıncılık?

Ben katılma gereğini duydum, nasıl bir yayıncılık bu?

Nagehan Alçı:
Yani şunu mu söylüyorsunuz?

Bütün..

Barış Bey lütfen biz sizin cevap hakkınıza saygılı olduğumuz için telefona bağlamak istedik.

Siz burada durup da bize hakaret mi edeceksiniz?

Prof.Barış İlerigelen: Ne cevap hakkı?

Benim cevap hakkım yok! Mağdur olan kişi benim. Mağdur olan kişi 20 kişi, kendi kızı dahil olmak üzere..

Nagehan Alçı: Bakın lütfen, belli bir sınır içinde kalalım. Bakın Barış Bey, burada herkes sınırlarını bilecek.

Prof.Barış İlerigelen: Ben o zaman kapatıyorum, beni dinlemeyecekseniz kapatıyorum Nagehan Hanım.

Nagehan Alçı: Efendim ne yapıyorsunuz ya, bize hakaret etmek için mi aradınız? Yani burada kimse profesörmüş, şuymuş buymuş diye kanunların üstünde değildir.

(Raporun bu bölümünde deşifre metni yer almaktadır.)

04-07.10.2013
tarihlerinde yayınlanan ''Bırakın Konuşalım" adlı programlar bütün olarak değerlendirildiğinde; Seçil Gültekin'in ileri sürdüğü iddialar nedeniyle Barış İlerigelen ve Şennur İlerigelen adındaki karı kocanın kimliklerinin sunucu müdahalesine rağmen afişe edilmesinin önüne geçilemediği izlenmiştir. Ayrıca sunucunun adı geçen kişilerin cevap haklarını kullanmaları için yaptığı çağrıların, her iki tarafın eş ve çocuklarının kendi çevrelerinde zor durumda kalabilecekleri ve onların da kişilik haklarının ihlal edileceği gerçeğini ortadan kaldırmadığı düşünülmektedir.

07.10.2013 tarihli yayında, Seçil Gültekin programa katılmaktaki amacının bu kişinin adının ve yaptıklarının ifşa olması olduğunu alenen belirtmiştir. Karşılıklı tarafların birbirlerine, bazıları halen hukuki süreçlerini tamamlamamış olan, çok sayıda dava açtıkları görülen yayında, tarafların bu konuyla ilgili olarak iddia ve ithamlarda bulundukları, yayının bu anlamda bir kamu yararı da taşımadığı düşünülmektedir.

Cevap hakkını kullanmak için stüdyoya bağlanan Prof. İlerigelen, konuşması sırasında sözünün kesilmemesini istemiş, sunucu ise konuyu aydınlatabilmek için sorular sormakta ısrarcı olmuştur.

Tartışma Prof. İlerigelen'in telefonu kapatmasıyla ve sunucu Nagehan Alçı'nın profesörün bu tavrına sinirli bir şekilde söylenmesiyle sona ermiştir.

Programın tamamen kişisel bir konuda tarafların ya da olaya şahitlik edenlerin karşılıklı itham ve iddialarını içerdiği; izleyiciye yönelik ne eğitici, ne öğretici ne de yol gösterici bir unsur barındırdığı izlenmiştir.

Reyting kaygısı dışında ne amaç taşıdığı anlaşılamayan programın bir şahsın bir başka şahısla olan ilişkisini ifşa etmek için ekranın zemin olarak kullanılması amacına hizmet ettiği ve izleyicinin zamanının boşa geçmesine neden olan bu yayının çağdaş yayıncılık anlayışıyla da bağdaşmadığı düşünülmektedir.”

Şeklinde değerlendirmelere yer verilmiş olduğu,

Anılan yayın ile 6112 sayılı Kanun'un 8/1-ç ve 8/1-i madde hükümlerinin ihlal edildiği kanaatinin Daire Başkanlığınca belirtildiği,

Gerekçe: Konunun; İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın yazısı, eki belgeler ve ilgili mevzuat kapsamında Üst Kurulumuzca değerlendirilmesi neticesinde;

Canlı olarak yayınlanan söz konusu yayına ait deşifre kayıtlarının tetkikinde; yayında kullanılan şahısları kimliklerini deşifre etmek suretiyle hedef alan ifadelerin, özel hayatın gizliliğine aykırı ve eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü aşağılayıcı  olduğu tespit edilmiştir.

Bu suretle söz konusu yayında Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ilkesinin ihlal edildiği sabit görülmüştür.

Söz konusu kuruluşa 16.06.2011 tarihli yayını nedeniyle evvelce Üst Kurulun 06.07.2011 tarih ve 2011/42 sayılı toplantısında alınan 18 nolu kararıyla  6112 Sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca uyarı yaptırımı uygulandığı Üst Kurul kayıtlarından anlaşılmıştır.

Bu itibarla; 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinin tekraren ihlali nedeniyle, Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre “İdari Para Cezası” yaptırımının uygulanması gerektiği, kanaatine varılmıştır.

Karar

Yapılan görüşmeler sonucunda, ayrıntıları ve gerekçeleri yukarıda izah olunduğu üzere; KANAL D logosuyla yayın yapan DTV HABER VE GÖRSEL YAYINCILIK A.Ş. unvanlı kuruluş hakkında; 6112 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendindeki; “… özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez..” hükmünün ihlali nedeniyle, aynı Kanunun 32 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre;

1- İhlalin tespit edildiği tarihi itibariyle kuruluşun Eylül 2013 ayına ait ticari iletişim gelir beyanının beyanının 33.273.620,15 Türk Lirası olduğu değerlendirilerek, yüzde bir oranı 332.736,00 TL (üçyüzotuzikibinyediyüzotuzaltı TürkLirası) İDARİ PARA CEZASI UYGULANMASINA,

 2- İdari para cezasının tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde Üst Kurulun T.C. Ziraat Bankası Bilkent Şubesi, Ankara TR 84000 100 1762 00 999999-5001 no’lu hesabına “6112 sayılı kanunun 32 nci maddesine göre ödenen para cezasıdır” şerhiyle ödenmesi gerektiği veya 6112 sayılı kanunun 32 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası uyarınca en geç onbeş gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava açılabileceğinin, kanun yoluna başvurmadan önce peşin ödeme yapılması halinde, 5326 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca cezanın dörtte üçünün tahsil edileceğinin ve taksitlendirme talebinde bulunabileceğinin, peşin ödemenin kanun yoluna müracaat hakkını engellemeyeceğinin, belirtilen süre içerisinde ödenmeyen ve kesinleşen idari para cezasının 21/7/1953 tarihli ve 6183 Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairesine gönderileceğinin bildirilmesine,

Oy birliği ile karar verildi.
PARA CEZASI HABERLER